İyi Bilgi

Osmanlı’da Kahve Kültürü

Kahvenin hayatımızdaki yeri sadece basit bir içecek olması ile sınırlı değil. Bu yazımızda Osmanlı’da kahve kültürünün nasıl başladığını ve günümüze kadar nasıl geldiğini ele aldık.

Kahvenin Ortaya Çıkışı

Kahvenin anavatanı olarak Etiyopya biliniyor. İlk kahve bitkisi burada ortaya çıksa da, bugün bildiğimiz kahve içeceğinin ilk varyasyonlarının 15. yüzyılda, Yemen’e dayandığı biliniyor. Kahvenin erken dönemlerinde özellikle Sufi manastırlarında, dikkati artırdığı için sıklıkla tüketilirdi. Vücuda verdiği dinçlik ve dikkati artırma özellikleri nedeniyle hızlı bir şekilde dünyaya yayıldı.

Kahve Osmanlı’ya Ne Zaman Geldi?

Kahvenin Osmanlı’ya gelişi, Kanuni Sultan Süleyman döneminde (1520-1566) oldu. Habeşistan valisi Özdemir Paşa, Yemen’de tattığı kahveyi çok beğendi ve kendi ülkesine getirip burada da bu lezzetli içeceği tüketmek istedi.

Fakat bazı kaynaklar, kahvenin Osmanlı’ya ilk girişinin Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran Seferi’nin ardından gerçekleştiğini söylüyor.

Osmanlı Kahve Kültürü

Osmanlı’da Kahve Kültürü Nasıldı?

Osmanlı’da kahve, sadece lezzeti ile nam salan bir içecek değildi. Tadının yanında bir o kadar da sunumuna önem verilirdi.

Bugün de olduğu gibi kahve, cezvelerde pişirilir, süslü küçük fincanlarda telvesiyle beraber ikram edilirdi. Yanında da lokum ya da misket üzümü verilirdi.

O dönemde kullanılan kahve fincanları da bugün olduğu gibi, 4-7 cm çapındaydı.

Kahve, her zaman özel bir içecekti. Misafirlerle keyif yapmak için, özel günlerde ya da ciddi muhabbetler esnasında tüketilirdi. Öyle ki, o dönemde açılan kahvehaneler bile, sadece kahve içilen bir yer değildi. Kültürel, siyasi konuların konuşulduğu, eğlencelerin yapıldığı yerlerdi.

Osmanlı’da Kahvehaneler

Kahvenin Osmanlı topraklarına gelmesi, büyük heyecanlara yol açtı. İlk başlarda sadece saray çevresinde, konuklarla birlikte tüketiliyordu. Ardından bu içecek halk arasında da yayıldı ve ortaya kahvehaneler çıktı.

İlk Kahvehane

Osmanlı Dönemi’nde ilk kahvehane 1554 yılında İstanbul Tahtakale’de açıldı. O dönemde Halep’ten gelen Hekim ve Şam’dan gelen Şems isimli iki tüccar iki kahvehane açtı. Tahtakale, avam ve ayak takımının yaşadığı bir bölge olduğu için, bu dükkanlar oldukça rağbet gördü. Bugün bilinen en eski kahvehaneler bunlar.

Kahve, yavaş yavaş insanların tutkusu haline gelmeye başladı. İstanbul başta olmak üzere Osmanlı’da kahve dükkanlarının sayısı gün geçtikçe arttı ve daha sonra Avrupa’daki kahve dükkanlarının da öncüsü oldu.

Kahvenin Türkiye’den Avrupa’ya yayılması hakkında daha fazla bilgi edinmek için ilgili yazımıza bakabilirisiniz.

Osmanlı’da kahve ve kahvehane kültürü çok çabuk benimsendi. Bunun en önemli nedeni, ekonomik olarak uygun bir fiyata insanların sosyalleşme imkanı bulmasıydı. Aynı zamanda toplumda tüm sosyo-ekonomik sınıftan kişilerin kolaylıkla ulaşabildiği bir aktivite ve mekandı. Pratik, yeni ve ucuzdu.

Diğer yandan, “kahvehane” aslında tamamen erkek egemen bir alandı. Bu durum, bugün de hala geçerli. O dönemde erkeklerin sosyalleştiği bir alandı. Kadınlar ise bu ihtiyaçlarını hamamlarda karşılardı. Fakat sonraları, bugün yaygın olmasa da, kadınlar için de birkaç kahve ocağı girişimi yapıldı. Böylece kadınlar, kahveyle evlerinden önce bu mekanlarda tanıştı.

Kahvenin bu kadar sevilmesi, yaygınlaşması ve kahve içmeye dair toplanma alanlarının bulunması, din adamları ve devlet görevlileri tarafından olumsuz karşılandı. Çünkü bu mekanlar asla sadece kahve içilen bir alan olarak kalmadı ve yasaklara neden oldu.

Osmanlı'da Kahvehaneler

Osmanlı’da Kahvehane Türleri

Osmanlı topraklarında kahvehaneler açıldığı andan itibaren, müşterilere yönelik çeşitli fonksiyonlar kazandılar. Okur yazar takımı bir kahvehanede bir araya gelmeye başladı, iş konuşmak isteyenler başka birinde toplandı. Osmanlı’da kahvehaneler her zaman kahve sunmaktan daha fazlası olduğu için, konuma ve amaca göre kahvehane türleri ortaya çıktı. Bir fincan kahve bahanesi ile toplanılan merkezler oldu.

A-Esnaf Kahvehaneleri

Esnafın yoğun olarak bulunduğu yerlerde kurulurdu. Çeşitli meslek sahibi insanlar buralarda bir araya gelirdi ve iş konuşup, meslek sorunları üzerine tartışırlardı. Esnaf kahvehaneleri genellikle Tahtakale, Eminönü ve Haliç tarafında kurulurdu.

B-Yeniçeri Kahvehaneleri

Yeniçeri kahvehaneleri, yeniçerilerin toplandığı ve çeşitli yolsuzlukların da görüldüğü pek iç açıcı olmayan mekanlardı. Yeniçerilik geleneğinin devamı niteliğinde olsa da başıboş işletilen mekanlardı. Bu kahvehaneleri kullananlar ve kahvehanelerin kendisi, iktidar ile ciddi problemler yaşardı. Yeniçeri ocağının II. Mahmut döneminde (1808-1839) kaldırılmasıyla yeniçeri kahvehaneleri de kapandı.

C-Semai Kahvehaneleri

Semai kahvehanelerinde genellikle tulumbacılar (itfayeciler) toplanırdı. Semailer, destanlar söylenir, atışmalar düzenlenirdi. En parlak zamanını II. Abdulhamit döneminde (1876-1909) yaşadı. Saz şairlerinin de katıldığı yarışmalar düzenlenirdi. Aynı zamanda Ramazan programları da yapılırdı. 1926-1927 yılları arasında tamamen ortadan kaldırıldı.

D-Meddah Kahvehaneleri

Bugün neredeyse yok olan meddahlık, önceden insanların büyük bir ilgiyle dinledikleri, kültürel yaşamın vazgeçilmez bir parçasıydı. Bu kahvehaneler, kitle haberleşmesi için de önemliydi. Meddahlar, öykü anlatmanın yanında, alınan devlet kararlarını da resmi bir haber kaynağı gibi halka bildirirdi.

osmanlı'da türk kahvesi adabı

E-Tiryaki Kahvehaneleri

Genellikle yaşlı, kahveye, sigaraya ve nargileye bağımlı insanların geldiği kahvehanelerdi.

F-Nargile İle Ünlü Kahvehaneler

Osmanlı’da aynı kahve gibi nargilenin de önem verildiği ve özellikle bu ikisinin tüketilmesi için işletilen kahvehaneler vardı.

G-Kıraathaneler

Bugün gördüğümüz kültür merkezleri görevini o dönemde kıraathaneler üstleniyordu. Eğitici yönü olan kahvehaneler, kıraathane olarak adlandırılıyordu. Diğer kahvehanelerden farklı olarak bu mekanlara daha kültürlü insanlar gelirdi. Edebiyatçılar, aydınlar, bestekarlar, bilimadamları, nazırlar, tarihçiler ve paşaların bulunduğu bu mekanlar bir okul gibiydi.

Kıraathaneye gelenlere kitaplar, günlük gazeteler, dergiler verilirdi. Bazen de eğitici ve öğretici kurslar yapılırdı. Çeşitli konular hakkında tartışmalar ve sohbetler yapılırdı. Mekanın içi ise her zaman düzenli ve temiz tutulurdu.

Kahve Yasakları

Kahvenin Osmanlı’da yayılmaya başladığı yıllarda devrin Şeyhülislamı olan Ebussuud Efendi, kahvenin caiz olmadığına dair fetva verdi ve kahve getiren gemileri yükleriyle beraber batırttı. Verdiği fetva aşağıdaki gibiydi.

“Kömür oluncaya kadar kavrulup yakılan nesnenin yeme içmesi caiz değildir. Toplulukta içilmesi de Hristiyanlara benzemektedir. Şeriata uygun değildir ve sözü geçen maddelerin zorla tutulup, alıkonulması ve yok edilmesi gereklidir.”

O dönemde dini olarak ilk kez yasaklandığında, kimse bu yasağa uymadı. Ardından din adamları da kahveyi sevmeye ve tüketmeye başladı. Böylece kahve yeniden “helal” olarak ilan edildi. Kahvehaneler işelemeye, evlerde kahveler pişmeye devam etti.

III. Murat döneminde Osmanlı’da kahve tüketilmesine karşı bir yasak çıkarıldı. Yasağın nedeni, kahvehanelerde günlük siyasetin konuşulması ve yönetim hakkında eleştiriler yapılmasıydı. Bunun üzerine 1583 yılında bir ferman çıkarıldı ve kahvehaneler kapatıldı. Bu yasağa uymayanların ömür boyu kürek mahkumu olacakları ilan edildi.

Fakat buna rağmen kahve kullanılmaya devam etti ve kahvehaneler de kimi zaman gizlice işletildi. Gizli kahvehanelerin arka kapıları bulunuyordu. İnsanlar bu kapıları kullanarak gizlice içeri giriyordu.

Kahve Yasakları

Ardından I. Ahmet döneminde (1603-1617) iki sefer daha kahve ve kahvehane yasağı çıktı. Fakat bu yasaklar da çok sıkı uygulanamadı.

IV. Murat döneminde, 1623 yılında yeniden kahve kullanımı yasaklandı ve kahvehanelerin kapatılması emri çıkarıldı. Bu yasağın nedeni ise, insanların eğlenceye düşkün hale gelmesi, kahvehanelerde anlatılan meddah hikayeleri, tiyatrolar nedeniyle üşengeç ve durgun hale gelmesiydi.

IV. Murat’ın çıkardığı bu yasak, öncekilerden çok farklı bir şekilde uygulandı. Kahve ile birlikte afyon, şarap, türün gibi keyif verici maddeler de yasaklandı. Yasağa uymayanlar hemen öldürüldü. IV. Murat’ın gösterdiği şiddet, halkı korkuttu ve kahve kullanımı önemli derecede azaldı. Yine de gizlice kullanan tiryakiler bulunuyordu.

Bu yasak IV. Murat’ın ölümüne, 1640 yılına kadar sürdü. Ölümünden sonra yasak sıkı olarak uygulanmadı ve kahvehaneler tekrar artmaya başladı.

Görücü Kahvesi

Osmanlı’da kahve geleneğinin ortaya çıkardığı bir kahve türü görücü kahvesi. Günümüzdeki “damat kahvesi” ile benzerlik gösterse de, aslında anlam bakımından ayrılıyor.

O dönemde, evlilikler görücü usulü ile yapıldığından, erkek tarafı bir gelin adayı belirlerdi. Erkeğin annesi, yanına akraba ya da komşu birkaç kadın alarak gelin adayının evine gelirdi.

Misafirlere kahve ikram edildikten sonra, gelin adayı görücülerin karşısına otururdu. Görücü kahvesi çok yavaş bir şekilde içilir, bu sırada da gelin adayı incelenirdi. Hatta kahvesini çok yavaş içenlere söylenen “Görücü kahvesi mi içiyorsun?” sözü de buradan ortaya çıkar.

Kahveler bittiğinde fincanlar toplanır ve kız odadan çıkardı. Eğer erkek tarafı gelin adayını beğendiyse, kız isteme yapılır, beğenmediyse birkaç söz söylenip kalkılırdı.

Günümüzde bu adat çok fazla uygulanmasa da, Osmanlı’da kahvenin böyle bir anlamı da vardı.

Osmanlı'da Kahve

Osmanlı’da Kahve Kültürü Neleri Değiştirdi?

Osmanlı topraklarına kahvenin girmesi, yayılması ve bir kültür haline gelmesi, zaman alsa da köklü bir şekilde gerçekleşti. Kahve, beraberinde ciddi bir kültürel ve toplumsal dönüşüm getirdi.

  • Osmanlı toplumu, gündüz yaşayan bir toplumdu. Gece aktiviteleri, hoş görülmez, genellikle de buna dair etkinlikler yapılmazdı. İnsanların sosyalleşmek için sahip olduğu tek zaman dilimi, gündüzdü. Kahvehaneler ise, Ramazan geceleri dışında da insanların sabahlara kadar vakit geçirebileceği alanlar oluşturdu. Bir fincan kahve bahane edilerek, toplumun gündüz-gece rutini değişti.
  • Kahvehaneler, toplumda kamusal bir alan haline geldi. Eğlenceler düzenlendi. Karagöz ve Hacivat, orta oyunu gibi Türk toplumunun kültürel değerleri bu mekanlarda hayat buldu. Aşık atışmaları kahvehanelerde gelişti ve yayıldı. İnsanlar eğlenceyi satın almayı öğrendi.
  • Halkın her kesiminden insanın bir araya gelmesini sağladı. Hem halktan kişilerin hem de devler memurları, bürokratlarının burada sohbet etme ve kaynaşma fırsatı bulduğu nadir alanlardandı.
  • Devlet kararlarının konuşulduğu, eleştirildiği kamusal alanlardı. Osmanlı’da kahve kültürü, beraberinde politik dinamizmi de getirdi. Bu nedenle iktidar tarafından bir tehdit olarak görüldü ve dönem dönem yasaklandı.
  • İsyancılar için bir propaganda ve toplanma alanı haline geldiler. Bu nedenle de bir çok yasağa ve kısıtlamaya tabi oldular.
  • Artık yasaklanmadığı dönemde, devlet için iyi bir gelir kaynağı haline geldi.
En Son Yazılar
İyi Bilgi

Kahve Kalitesi Enstitüsü (CQI) Nedir?

CQI, kahvenin kalitesini ve onu üreten insanların yaşamlarını iyileştirmek için uluslararası alanda çalışan, kar amacı gütmeyen bir kuruluştur. Kahve Kalitesi Enstitüsü’nün kuruluşuna,…
İyi Bilgi

Kompostlanabilir Kahve Kapsülleri

2027 yılına kadar, küresel kahve kapsülü pazarının 51 milyar ABD dolarından fazla değere sahip olacağı tahmin ediliyor. Fakat bu şaşırtıcı büyüme aynı zamanda…
Tariflerİyi Bilgi

7 Farklı French Press Kullanım Yöntemi

French Press denince aklınıza ilk olarak kahve gelebilir. Çünkü bu ekipmanın popüler olmasının ilk nedeni, iyi bir kahve demleme aracı olmasıdır. Fakat…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.